Sinema İzle,film izle,sinema,film,online sinema,online film izle,film izlesene,bedava yüzlerce film izle,resimleri,film resimleri,şarkı dinle,video izle,bedava
Türkçe seslendirme
Tür : Dram / Savaş
Yönetmen : Steven Spielberg
Senaryo : Steven Zaillian , Thomas Keneally (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : Janusz Kaminski
Müzik : John Williams
Yapım : 1993 - gösterim: 1994
ülke:ABD
süre:197 dk - imdb puanı :8.8/10
Film, soykırım zamanında 1100′den fazla Yahudinin hayatını kurtaran Nazi partisi üyesi, çapkın ve savaş yanlısı bir adam olan sıradışı Oscar Schindler’in gerçek hikayesini anlatıyor.
En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil yedi dalda Akademi Ödülü kazandı.
Oscar’lar : En İyi Film, Yönetim, Kurgu, Sanat Yönetimi, Görüntü, Özgün Müzik ve Senaryo Uyarlaması. .Film siyah beyaz çekilmesi ile savaş yılları olan 40 yılları daha derin hissetmemizi sağlıyor.
Bir grup bilimadamı farmakoloji devi şirketlerden birinin isteği üzerine Borneo ormanlarında yetiştiği düşünülen bir çeşit siyah orkideyi bulabilmek için yola çıkar. Orkidenin insanlara gençlik aşıladığına ve ölümsüzlük getirdiğine inanan şirket, farkında olmadan araştırmacılarını bir kabusun içine sürükler.
Yağmur ormanlarının ortasında çiçeği arayan bilimadamları aradıklarını gerçekten bulurlar ama orkideyi kendilerinden önce keşfetmiş başka yaratıklar da vardır. Çiçeğin gücünden faydalanan anakondalar devasa yılanlara dönüşmüştür, artık olması gerekenden çok daha hızlı ve akıllıdırlar. Ormanda ölümsüzlük iksiri arayan ekip bir anda kendilerini hayatta kalabilme mücadelesinin içinde bulur kendini.
Londra’da bir orta öğretim okulunda demir yumruk olarak tanınan , disiplinli ve içe dönük(müzevi) kişiliği ile dikkat çeken Barbara Covett (Dame Judi Dench), uzun yıllardır kendisine yakın tek bir dostu olmayan yalnız bir kadındır. Fakat hayatı, çalıştığı okula yeni gelen sanat öğretmeni Sheba Hart’ın (Cate Blanchett) varlığı ile değişir. Sheba Barbara’nın yıllardır beklediği sıcak ve nazik dosttur. Ama ona yakınlaştıkça öğrendikleri ilişkilerini sarsacaktır. Sheba öğrencilerinden biri ile (Andrew Simpson) aşk ilişkisi yaşamaktadır. Barbara Sheba’nın bu sırrını kocasına söylemekle tehdit edecek ve hayatının gidişatını değiştirecektir. Herkesin bir sırrı vardır Barbara’nın da öyle… Ve sırlar iki kadının hayatlarının kesişme noktasıdır.
Albay William McNamara (Bruce Willis) bir nazi kampında esir düşmüştür. Kampın en yüksek rütbeli Amerikan subayıdır ve kampta Rus ve Amerikan esir askeri barınmaktadır. Onurun yok olabileceği böylesine bir yerde onurlu bir insan olarak yaşama isteğinde olan Albay McNamara bu kampta vazifesini yerine getiremiyor olmaktan acı çekiyor ve cephe gerisinde olsada bu savaşa bir şekilde ülkesi lehine katkıda bulunması gerektiğine inanıyordu.Kampta Amerikan esirleri Rus esirlerine göre çok daha rahat hareket etmektedirler. Ve bu, Albay McNamara için iyi bir fırsat olabilirdi.
Paris’te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi’nin altında, metroda, sokaklarda hep aşk vardır.
Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris’te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris’in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris’i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle “Paris, seni seviyorum” farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok hep aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü gibi bir film.
Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla ‘Paris, seni seviyorum’da Paris’i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız ..
Elisabeth I ve Katharine Hepburn rolleri akıllara kazınan Cate Blanchett, “I’m not There” filminde efsane müzisyen Bob Dylan’ı canlandırıyor. İçinde Chiristian Bale, Richard Gere ve İngiliz aktör Ben Whishaw’ın da bulunduğu altı kişinin, Dylan’ın hayatından çeşitli kesitler canlandıracağı “I’m Not There” adlı filmde Blanchett, Dylan’ın 1960’lardaki yaşamından kesit vercek.
Gizli görev gereği ABD Güzellik Yarışmasına katılarak bir gecede medyadabütün ABD tarafından tanınan FBI Ajanı Gracie Hart’ın son zamanlarda işleri pek yolunda gitmemektedir. Gracie bir ilişkiden henüz çıkmıştır ve yeni kazandığı ününün çok sevdiği gizli görev konumunu tehlikeye atmasından ötürü hayal kırıklığı yaşamaktadır. Gracie, gönülsüzce de olsa,yeni görevi olan FBI’ın yeni yüzü olacaktır. İlk başta dirense de, Gracie kısa süre sonra ilgiye alışır ve fazla geçmeden kendini rolüne kaptırır.Ama Gracie’nin en iyi arkadaşı, güzellik yarışmasının galibi Cheryl Frazier ve sunucu Stan Fields Las Vegas’ta kaçırılınca, Gracie’nin suçla savaş dürtüsü yeniden uyanır.
Lindsay’in hayatında her şey mükemmel gitmektedir. İş yaşamında oldukça başarılı olan güzel kadın sonunda aradığı aşkı da bulmuş yaz tatilinin keyfini çıkaran lise öğretmeni Ben, Linda için istediğinden de iyi bir eş adayıdır.Ancak yazın sonu gelip de beysbol sezonu açılınca Lindsay’in kusursuz ilişkisi tam bir aşk üçgenine döner. Ben’in sakladığı gerçek aşkı ortaya çıkmıştır, Boston Red Sox. Yakışıklı öğretmenimiz tam bir beysbol fanatiğidir ve gözü 28 oyuncudan başka bir şey görmez.
Lindsay’in mükemmel ilişkisi bi çıkmaza girmiştir ve kara zamanıdır.
Kur’an gelecekten haber veriyor. İlmin yeni ispat ettiği şeyleri Kur’an’ın 1400 sene önce bahsetmesi, gelecekten haber vermesine delildir. Ayrıca, kısaca bir örnek daha verelim.
Peygamber Efendimiz zamanında, o günün iki büyük devleti olan, Bizans (Doğu Roma) ve İran, birbirine rakip iki devlettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Mekke’de iken, bu iki devlet arasında vuku bulan savaşta, İran büyük bir galibiyet kazandı. Bizans’ın elinde bulunan Mısır, Suriye gibi birçok eyalet İran’ın eline geçti. Savaşın sonucu, Mekke müşriklerini sevindirmişti. Ehli kitap olan Bizanslılar’ın, Ateşperest olan İranlılar’a mağlup olması Müslümanlar’ı üzmüştü. İşte bu esnada nazil olan Rum Suresi’nin ilk dört ayeti, kesin bir ifade ile şunu müjdeliyordu: Rumlar (Doğu Romalılar) İran’a mağlup oldu. (Arabistan’a) en yakın yerde… Halbuki onlar, bu mağlubiyetten sonra mutlaka galip geleceklerdir. Birkaç (3-9) yıl içerisinde… Önünde sonunda emir Allah’ındır. O gün mü’minler ferahlayacak-lardır.“(104)